11.22.2012



Yanımızdakiler İyiyse, Hayat Güzeldir...

Yaşanmışlık diyorum ben her zaman, yaşanmışlık... 
Hayatımız, yanımızdaki insanlarla şekillenir, onların yardımıyla güzelleşir. Kimi zaman yanımızdakilerin yaptıklarıyla mahvolur bir şeyler, kimi zaman yine yanımızdakilerin yaptıklarıyla düzene girer. O yüzdendir dostluğun bu denli gerekli ve önemli oluşu.Var mıdır, dostsuz, aşksız yaşayabilecek biri? 






Dostluk öyle hafife alınabilecek bir şey değildir ayrıca. Güvenmektir,sevmektir,rahat olabilmektir. Böyle birilerini de günümüzde bulmak bir hayli zordur. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki... Yine de çevremizde dost olunabilecek insanlar mutlaka vardır. Önemli olan doğru insanlarla yan yana olmaktır. En azından hayatımızın yaşanılası hale gelmesi için böyle olmalıdır. Neyse çok uzattım.






Öyle insanlar olmalı ki hayatımızda;
  • Sırtımızı dönebileceğimiz,
  • Derdimizi paylaşabileceğimiz,
  • Kendimizi yanında rahat hissedebileceğimiz,
  • Beraber katıla katıla gülebilirken, hüngür hüngür ağlayabileceğimiz,
  • Sarılabileceğimiz,
  • Ve en önemlisi sevebileceğimiz insanlar...






Yanınızdakiler iyi olunca, sevmek, sarılmak, güvenmek o kadar güzel ki, hayat o kadar güzel ki...








Saçmalıklar, saçmalıklar...



Hani şu  'Geçmişe bir kalem çektim, hayata yeniden başlıyorum.' saçmalığı var ya, işte onunla ilgili yazacağım bu yazıyı.


Geçmiş denilen şey, iyisiyle kötüsüyle sana ait değil mi? Ne yani, bir şeyler ters gitti diye, hayatına kötü birileri girdi diye, ya da ne bileyim bir dönem mutsuz oldun diye, bütün geçmişi silip atmak mı isteyeceksin? Gerçekten saçma!

Her insan hayatının bazı dönemlerinde çok kötü şeyler yaşar, unutamaz, acı çeker. Fakat insan acılarıyla var olur. Yaşanılan acılar kişiliğe destek olur. Her yaşanmışlığın insana güç katması gibi tıpkı, acılar ve gözyaşları da insana güç katar.

Bir de ailelerin 'Ben hata yaptım, sen yapma diye öğüt veriyorum.' tarzı konuşmaları vardır ki bunlar da bana her zaman çok saçma gelmiştir.


Büyükler hataları yaparlar, doğruyu öğrenirler ve tekrarlamazlar. Ama bizlere gelince, biz hata yapamayız, bizim mükemmel olmamız gerekiyor. Oysa hata yaparak öğreniriz doğruları, bizden öncesi de onlardan öncesi de böyle öğrenmiştir hata yapmamayı.

Neyse işte bazı şeyler çok saçma.

11.06.2012


İstanbul...

Hayat, yaşayabildiğimiz kadar 'hayat'tır. Değerlendirebildiğimiz kadar güzel ve sevebildiğimiz kadar yaşanılası... Ve İstanbul'da hayat başkadır.

Tamam, kabul ediyorum. İstanbul, çok kalabalık, büyük bir trafik problemi var, kaliteli yaşamak zor, her yanda yüksek binalar var. Ama İSTANBUL;





Kadıköy'üyle, Taksim'iyle, Beşiktaş'ıyla, Bebek'iyle; zenginiyle, fakiriyle, doktoruyla, çöpçüsüyle; gökdeleniyle, gecekondusuyla; Boğaz'da balığıyla, Sultanahmet'te köftesiyle, Ortaköy'de kumpiriyle... İstanbul çok başka be arkadaş!



İstanbul, hayallerim 
İstanbul, emellerim 
İstanbul, sevdiklerim 
İstanbul, İstanbul 

İstanbul, emek 
İstanbul, ekmek 
İstanbul, sevmek 
İstanbul, İstanbul 

İstanbul, saadet 
İstanbul, azamet 
İstanbul, cennet 
İstanbul, İstanbul 

Göz görür, 
Akıl yorar, 
Kalp sever. 
Ne göz görür, 
Ne akıl yorar, 
Ne de kalp sever, 
Sen yoksan İstanbul.

11.04.2012


Başlangıç...



Adı üstünde, bu bir başlangıç. Daha çok yazı yayımlayacağım burada. Fakat bu bir başlangıç olduğu için, özel ve nitelikli olmalı kanısındayım. Bu yüzden de 07.08.12 tarihinde yazdığım bir yazı ile başlayacağım bu maceraya.

Sevdiklerini kaybetmeye ve onlardan uzaklaşmaya mahkumsundur.
Tıpkı benim uzaklaştığım, belki de uzaklaştırıldığım gibi...
Çok değer verirsin, çok seversin. Yine de gider. İstemeye istemeye gider. Sorsan bir sebep de söyleyemez belki. Sadece gider, engel olamazsın. İzlersin gidişini sessizce. Ve elinden başka bir şey gelmez... Özlersin, çok özlersin. Çok da kızarsın. Kabullenemezsin, aslında kabullenmek istemezsin. Yine de gitmiştir, gidecektir. Hep düşünür ve korkarsın, 'o da diğerleri gibi mi olacak' diye. Bir yandan da güvenirsin sevdiğine, 'olmaz, o benzemez' dersin. Bilirsin, o farklıdır. O yaşamıştır seninle, o acını tatmıştır. Umutlusundur bu sebeple, o diğerleri gibi olmayacaktır. Yapmaz, yapamaz sana bu kötülüğü, benzeyemez diğer gidenlere. Bekler ve izlersin dışarıdan. Sonra uzaklaşırsınız yavaşça. Aranızdaki mesafeler, o çok güçlü bağlarınızı kemirir sinsi ve kalleşçe. Engel olamaz ve uzaklaşırsınız. Zaman geçtikçe konuşmalar ve görüşmeler azalır. Mesafe denen düşman hiç durmaz, her fırsatı değerlendirir. Sizi tamamen koparmayı asla başaramayacaktır. Bağlılığınız hiçbir zaman bitmeyecektir, ancak zedelenecektir. Buna rağmen sevginiz hiç azalmayacaktır. Daima aynı biçimde devam edecektir.

O sürekli aklınızdadır. Fakat bazı zamanlar, daha bir farklı gelir aklınıza. İşte o zamanlarda özlemin doruklarındasınızdır. Yüreğinizin en derin yerinde hissedersiniz hasret kaldığınızı. Ve özlem çok büyük bir yüktür. Öyle anlar gelir ki, kaldıramaz ve ezilirsiniz o büyük yükün altında. Ayrı kalınan süre uzadıkça, yükünüz daha da ağırlaşır. Onsuz geçen günlerden gitgide nefret edersiniz. Çünkü bu özlem, alışkanlık yapmaz. Her zaman aynı acıyı yaşatır...

YANIBAŞINIZDAKİNİN ÇEKİP GİTMESİ KALDIRILAMAZ VE GİDİŞİ UNUTULMAZDIR...


-Rengarenk sayfamın ilk yazısı ile MERHABA...